13 Haziran 2010 Pazar

TAŞRADAN METROPOLE: KAMPÜSÜN EN POPÜLER KIZI*

Taze üniversiteli arkadaşım; tekrar tebrikler!
Kendin oluyorsun sen de artık, üniformalardan kurtuldun, özgürsün!
En rahat haliyle dershane etüt programıyla annenin sofrayı hazır etme saati arasına sıkışmış hayatını, metropollerin geniş caddelerine salıvereceksin gönlünce.
Elbette çok heyecan verici!
Hemcinslerim sanki heyecanda bir adım daha önde?
Yeni bir şehir, yeni bir hayat, tanışılacak yeni insanlar…
Rahat ol!
Kimse senden farklı değil, herkes aynı yollardan geçip de geldi.
Hem bir metropol insanı, hem de kampüsün en popüler kızı olmak, inan hiç de zor değil!
Bak birkaç ufak tüyo benden sana…
Daha sen buralara gelmeden bildireyim yapman gerekenleri de, gelince hiç vakit kaybetmeden işe koyul…

ÖNCE SAÇLAR
Saçlardan başlayalım…
Yıllarca toplanmış saçları açıp da omuzlara salıvermek yetmiyor maalesef.
Bu ancak senin üniversiteye yeni adım atmış bir çaylak olduğunu ispatlamaya yarar ki bunu derhal aşman gerektiğini sen benden iyi biliyorsun.
O halde n’apıyoruz?
Hiç vakit kaybetmeden doğru kuaföre…
Platin sarısı dedin miydi, bütün kuaförler bilir.
Sarı, uzun, düz saçlar.
Evet düz olacak; fön çekemem ben diyorsan onun da kolayı var; hemen bir saç düzleştirici edineceksin.
Bilkent sarısı…
Yeditepe civcivi…
Çok yakışıyor çok!

TAK TAKIŞTIR!
Saçlar tamam şimdi sıra takıp takıştırmakta.
Biz hatunlar radar gibi her ortamda önce inci boncukçuları görüveririz zaten; alışveriş merkezlerinden mi alırsın işportadan mı artık sana kalmış.
Hadi bir tüyo da takı için vereyim; o kafadan geçecek büyüklükteki halka küpelerin modası geçti hayatım...
Böyle daha taşlı, şıkır şıkır olanlar moda bu ara, hani küçüklüğümüzde evlerde kristal avizeler vardı; hatırladın mı?
Hahh, işte o avizelerin büyük taşlarından yapılmış gibi olanları diyorum; onlardan al.

“ŞU KIZIN ÇANTASI ÇOK GÜZEL”
Bir diğer nokta da çanta tabii, kış gelip de paltoları giydik mi, tarzımızı belli edecek yegane aksesuar.
Fazla çanta göz çıkarmaz şekerim, her gün dışarılarda koşturuyoruz, çanta önemli bizim için. Hangisini alsam derdine düşme; al geç beğendiğini, kullanırsın.
Burada dikkat etmen gereken nokta, çantanın boyutları.
Dört kişilik bir ailenin üç günlük erzak ihtiyacını sığdırabileceği büyüklükte olmalı.
“Bu ne böyle, valiz gibi, çok kocaman” deyip de mızmızlanma ama şimdi, moda bu modaaaaaaaa…
Makyaj malzemelerini, kitaplarını, defterlerini neyin varsa doldur içine …
Ayakkabıyı da tek kelimeyle özetleyebilirim.
Kampüsün ayakkabısı altı düz olandır; hani şöyle yürüyünce cırcırböceği sesi çıkaran cinsten, spor ayakkabı…
Sahi spor demişken, birkaç haftalığına bir tenis kursuna git, “Tenisle ilgilenmiştim bir ara” dersin yarın öbür gün, mezun olunca da CV’ne yazarsın.
Daha da önemlisi yeni insanlar tanırsın, hoş olur dimi ama? Belki deeeee… (Anladın sen onu anladın)

Herkes yeni geliyor üniversiteye, herkes çevre edinme derdinde, arkadaş edinmekte bir sıkıntı yaşayacağını hiiiiç sanmıyorum.
Daha ilk gün halledersiniz msn adresi, telefon numarası alışverişlerini.
Esas kaynaşmalar msn üzerinden olur. Gündüz okuldaki muhabbet de akşamki msn geyikleri üzerinden yürür, aklında olsun ki akşamları bilgisayar başından kalkma sakın.
Gez, toz, insanlara karış, eğlen… Üniversiteye gireceğim diye çektiğin sıkıntılara değsin.
Samimi davran insanlara, neşeli ol, ekşi sözlük oku, Lost izle, bol bol fotoğraf çek; Facebook’ta ‘tag’le ki biz de görelim.

‘Hadi bol şans!’ diyeceğim ama şansa da ihtiyacın yok artık, bir süre sonra kantinde herkesçe tanındığını sen de fark edeceksin. Bırak baksınlar, bırak konuşsunlar, sen takılmana bak; popülersin, normal bunlar… Belki karşılaşırız, tanışırız bir partide, belki bir doğum gününde…
O vakte kadar kendine iyi bak.
Şimdiden hoş geldin!



*2009 Ağustos'unda yazılmıştır. Geç okuyup da "Ama bunun modası geçti kiiiiiiii" demeyiniz. Yalnız şunu söyleyeyim, şimdilerin modası blog yazma. Kapişş?? ;)

"YÖK Bizi Teğet Geçsene"




Manidar bir zamanlamayla aklıma gelen bir pankart. Malum, harç zammı mevsimi yaklaştı.
Geçtiğimiz yıl har(a)ç zamlarını protesto etmek için düzenlenen eylemden, Kızılay'dan...
"Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek" kalıbına sıkışmayan, renkli bir eylem idi.
Sağ eldeki paranın üzerinde de Atatürk yerine Yusuf Ziya Özcan'ı görmekteyiz.

Daha da hoşları, Gökçek'in ODTÜ'yü yıkma fantezisini açıklamasının ardından "ODTÜ'yü Yıkmak, Güven-Özveri-Tecrübe (GÖT) İster" başlığıyla düzenlenen eylemde kullanılan sloganlar. Gökçek'in ağzına layıktı; şöyle ki:

"Gökçek Emlak'tan Satılık Eymir Gölü Manzaralı Lüx Villalar"
"Kerkük, Musul Gökçek'e Bırakılsın"
"Gökçek'e Kapitülasyonlar Verilsin"
"Gökçek'in Oğlu Mısır Valisi Olsun"

...

Bir neslin -geç kalmış- üslup oluşturma çabaları...
Yeter mi?
Bana yetmedi.